Profil de cuneytwww.ilmedavet.comPhotosBlogListesPlus Outils Aide

Blog


Hadisler

 
 
Bizimle münafıklar arasında yatsı ve sabah namazlarında hazır bulunma farkı vardır. Onlar bu iki namaza muktedir olamazlar.
(Muvatta, Salâtu'l-Cemâ'a 5)
 
 
Ümmetimin hepsi affa mazhar olacaktır, günahı aleni işleyenler hariç. Kişinin geceleyin işledigi kötü bir ameli Allah örtmüştür. Ama, sabah olunca o: "Ey falan, bu gece ben şu şu işleri yaptım!" der. Böylece o, geceleyin Allah kendini örtmüş olduğu halde, sabahleyin, üzerindeki Allah'ın örtüsünü açar. İşte bu, günahı aleni işlemenin bir çeşididir.
(Buhari, Edeb 60)
 
 
İbnu Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) omuzumdan tuttu ve: "Sen dünyada bir garib veya bir yolcu gibi ol" buyurdu.
(Buhari, Rikak 2)
 
 
(Müslüman erkeklerden) kim, Allah yolunda, ilâ-yı kelimetullah için, devenin iki sağımı arasında geçen müddet kadar savaşacak olsa cennet kendisine vacib olur.
(Ebu Davud, Cihad 42)
 
 
İnsanların en hırsızı, namazdan çalandır, buyurdu. Nasıl çalar ya Rasûlallah? denildiğinde: Rükû ve secdeleri tam yapmaz. (Namazı tadil-i erkana riayet etmeden çabuk çabuk kılar). İnsanların en cimrisi de, selam vermekten kaçınandır.
(Taberani)
 
 
Bir yerde ölen Ashabımdan hiçbirisi yoktur ki, Kıyamet günü oranın ahalisine bir nur ve onlara (cennete sevkte) bir rehber olmasın.
(Tirmizi, Menakıb 3864)
 
 
Hz. Mu'az İbnu Cebel radıyallahu anh anlatıyor. "İki kişi Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın huzurunda küfürleştiler. (Öyle ki) birinin yüzünde (diğerine karşı) öfkesi gözüküyordu. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm:

"Ben bir kelime biliyorum, eğer onu söyleyecek olsa, kendinde zuhur eden öfke giderdi: Eûzu billahi mineşşeytanirracim" buyurdular
(Tirmizi, Da'avat 53)
 
 
Sizden hiç kimse, maruz kaldığı bir zarar sebebiyle ölümü temenni etmesin. Mutlaka bunu yapmak mecburiyetini hissederse, bari şöyle söylesin: "Rabbim, hakkımda hayat hayırlı ise yaşat, ölüm hayırlı ise canımı al."
(Müslim, Zikr 10)
 
 
Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) yere bir çizgi çizdi ve: "Bu insanı temsil eder" buyurdu. Sonra bunun yanına ikinci bir çizgi daha çizerek: "Bu da ecelini temsil eder" buyurdu. Ondan daha uzağa bir çizgi daha çizdikten sonra: "Bu da emeldir" dedi ve ilâve etti: "İşte insan daha böyle iken (yani emeline kavuşmadan) ona daha yakın olan (eceli) ansızın geliverir.
(Tirmizi, Zühd 25)
 
 
Kim evinden temizlenmiş olarak farz namaz için çıkarsa, onun ecri, tıpkı ihrama girmiş hacının ecri gibidir. Kim de kuşluk namazı için çıkar ve sırf bu maksadla yorulursa onun ücreti de umre yapanın ücreti gibidir. Namaz kıldıktan sonra araya lağv (dünyevi kelam) sokmadan kılınan iknici namaz, İlliyyin (denen cennetin yüce makamın)da yazılıdır.
(Ebu Davud, Salat 49)
 
 
Kim, (din) kardeşinin ırz ve namusunu onu gıybet edene karşı savunursa, Allah da kıyamet günü o kimseyi cehennemden korur.
(Tirmizi, Birr 20)
 
 
Her sarhoşluk veren şey (dinde yasaklanan içki olan) hamr grubundandır ve sarhoşluk veren her şey haramdır.
(Müslim, Eşribe 73)
 
 
Bir adam: "Vallahi Allah falancayı mağfiret etmiyecek!" diye kesip attı. Allah Teâla Hazretleri de: "Falancaya mağfiret etmiyeceğim hususunda yemin eden de kim? Ben ona mağfiret ettim, senin amelini de iptal ettim!" buyurdu
(Müslim, Birr 137)
 
 
Ümmetimin kıyâmet gününde dünyada aldıkları abdest eserlerinden yüzleri, elleri ve ayakları nûrlu yani parlak insanlar olarak çağırılırlar. O halde içinizden bu parlaklığı daha ziyâde uzatmağa kimin gücü yeterse yapsın.
(Buhari)
 
 
Allah'ın rahmet ve inayet eli cemaat ile beraberdir.
(Tirmizi, Fiten 7
 
 
Kişi, dostunun dini üzeredir. Bu nedenle, kiminle dost olacağına dikkat etsin!
(Ebu Davud)
 
 
İlim öğretin; fakat uns ve şiddet göstermeyin! Zira güler yüzlü muallim sert olandan hayırlıdır.
(Beyhaki)
 
 
Kim bilgisizliğine, ehliyetsizliğine rağmen fetvâ verirse gökteki ve yerdeki melekler ona lanet eder.
(Tirmizi)
 
 
Dünya, mü'minin zindanı, kafirin de Cennetidir.
(Müslim, Zühd 1)
 
 
Cuma gününde öyle bir saat vardır ki, şayet bir müslüman kul o saate rastlar da Allah’tan bir hayır isterse, Allah onu kendisine mutlaka verir
 
(Müslim, Cum'a 4)
 
 
 
Kişinin malı sadaka sebebiyle eksilmez. Bir kula haksız zulüm yapılır o da sabrederse, Allah onun izzetini (dünya ve ahirette) mutlaka artırır...
(Tirmizi, 2326)
 
 
Müslüman, dilinden ve elinden diğer müslümanların güvende olduğu, mü’min de insanların malları ve canları hususunda kendisine güvendiği kişidir.
(Tirmizi, İman 12)
 
 
Güneşin üzerine doğduğu en hayırlı gün Cuma günüdür. Adem (as) o gün yaratılmış, o gün cennete konulmuş, o gün cennetten çıkarılmıştır. Kıyamet de ancak Cuma gününde kopacaktır.
(Müslim, Cum'a 5)
 
 
Kıyamet günü insanoğlu, ömrünü nerede harcadığından, yaptığı işleri ne niyetle yaptığından, nasıl kazanıp nereye harcadığından, vücudunu ve sıhhatini nerede ve nasıl değerlendirdiğinden sorguya çekilmedikçe yerinden ayrılmaz.
(Tirmizi, Kıyame 1)
 
 
"Şüphesiz siz, sizden öncekilerin yoluna karış karış, arşın arşın tabi olacaksınız. Hatta onlar, bir keler deliğine bile girseler, onların arkasından gideceksiniz.” Bunun üzerine sahabe “Ey Allah’ın Rasûlü! Onlar Yahudi ve Hıristiyanlar mıdır” diye sordular. Rasûlullah (s.a.v) “ya kim olacak! evet onlardır” buyurdular...
(Buhari, Enbiya 50)
 
 
Sizden birisi namaz kıldığında hakikatte Rabbiyle konuşmaktadır. Öyleyse nasıl konuştuğuna dikkat etsin.
(Hakim, Mustedrek 1/336)
 
 
Canım elinde olan zata yemin olsun ki, safların arasındaki boşluklarda şeytanı siyah bir koyun gibi dolaşırken görüyorum.
(Ebu Davud, 667)
 
 
Her kim abdeste başlarken Allah'ın adını anmaz ise onun abdesti yoktur.
(Ebu Davud, 110
 
 
Allah'ın kitabını okumak ve ders yaparak onu mutaala maksadıyla Allah'ın evlerinden birinde veya başka bir yerde bir araya gelen cemaate, muhakkak ki, Allah gönül huzuru verir. Onları rahmet ve lütfuna boğar. Melekler onların etrafını sarar ve Allah onları -Mele-i 'Âlâda- yanında bulunanların huzurunda överek anar.
(Tirmizi, İlm 2)
 
 
Cennet bahçesine uğradığınız zaman orada oturunuz.
Sahabiler: "Ya Resulullah, Cennet bahçesi nedir?" diye sordular.
Resulullah (SAV) şöyle cevap verdi : "İlim meclisleridir."
(Terğib, 1.112
 
 
En üstün sadaka, bir Müslüman'ın ilim öğrenmesi ve sonra da öğrendiği ilmi Müslüman kardeşlerine öğretmesidir.
(İbni Mace, Mukaddime 3)
 
 
"Allah'ın en çok sevdiği amel hangisidir" diye sorulduğunda "Vaktinde kılınan namaz" cevabını verdi.
"Sonra hangisidir?" diye soruldu. "Anneye babaya iyi davranmak" buyurdu.
"Daha sonra hangisidir?" diye soruldu. "Allah yolunda cihad" karşılığını verdi.
(Müslim, İman 139)
 
 
Hiç şüphesiz ki, dünyada malı çok olanlar, Ahirette sevabı az olanlardır.
Ancak Allah'ın kendisine mal verip te, o malı sağına, soluna, önüne, arkasına saçan ve onu hayır ve hasenatta sarf edenler müstesnadır.
(Buhari, Rikak 13)
 
 
Bir kimsenin başkasıyla birlikte kıldığı namaz, tek başına kıldığı namazdan daha parlak ve sevaplıdır. İki kişi ile birlikte kıldığı namaz da bir kişi ile birlikte kıldığı namazdan daha faziletlidir. Birlikte namaz kılanlar ne kadar çok olursa, o nispette Allah'ın rıza ve sevgisine yakın olurlar.
(Nesai, İmame 45
 
 
Her kim, Allah'ın farz kıldığı beş vakit namazı abdestlerine tam olarak, salavatlarına, rükularına tam tamına riayet ederek, vaktinde güzelce ve huşu içinde kılarsa; Allah'ın o kimseyi bağışlayacağına dair ahdi vardır.
Eğer böyle yapmazsa, dilerse onu bağışlar, dilerse azap verir.
(Ebu Davud, Salat 9
 
 
Kim bir musibete uğrayıp ta Allah'a sığınarak size iltica ederse, onu koruyun.
Kim Allah aşkına sizden birşey isterse, ona verin.
Kim sizi davet ederse, davetine katılın. Size bir iyilik yapana siz de karşılık verin. Eğer karşılık olarak verecek birşey bulamazsanız, karşlığını verdiğinize kanaat getirinceye kadar dua edin.
(Nesai, Zekat 72)
 
 
Oruç ve Kur'an Kıyamet Günü kula şefaat ederler.
Oruç der: "Ya Rabbi! Ben onun yemesine ve zevklerine engel oldum, beni ona şefaatçi yap."
Kur'an der: "Ben onun gece uykusuna engel oldum, beni ona şefaatçi yap."
Cenab-ı Hak tarafından "Şefaatiniz kabul olunmuştur." buyurulur.
(Fethü-r Rabbani, c.18 s.4
 
 
Kimin düşüncesi ahiret olursa, Allah ona gönül zenginliği verir, işlerini kolaylaştırır. İstemediği halde dünya nimetleri verilir.
Kim ahireti unutup sadece dünyayı düşünürse, Allah da fakirliği onun gözleri önüne diker, işlerini darmadağın eder. Dünyada ise, ancak kendisine takdir edilen kadar verilir.
(Tirmizi, S. Kıyame 30)
 
 
Şu dört şey kimde bulunursa tam bir münafık olur. Bunlardan biri kendisinde bulunan kimse de, onu terk edinceye kadar bir münafıklık vasfını taşır.
Bu vasıflar şunlardır:
Konuştuğu zaman yalan söyler, söz verdiği zaman sözünde durmaz, anlaşma yaptığı zaman vazgeçer, düşmanlık yaptığı zaman da sınırı aşar ve daha çok kötülükte bulunur.
(Buhari, İman 34)
 
 
Her kim Kur'an okur, ezberler, helalini helal, haramını haram bilirse, Allah onu Cennete koyar ve ailesinden cehennemlik on kişiye şefaatçi yapar.
(Tirmizi, Fezail-i Kur'an 13
 
 
Allah şöyle buyurur:
"Ey insanoğlu! Bana kulluk yapmak için dünya nimetlerinden vazgeç ki, sana gönül zenginliği ihsan edeyim, ihtiyaçlarını gidereyim.
Şayet böyle yapmazsan, seni meşguliyetler içerisinde bunaltır, ihtiyaçlarını da gidermem.
(Tirmizi, S. Kıyame 30)
 
 
Kalbinde Kur'an-ı Kerim'den hiçbir şey bulunmayan adam harabe bir eve benzer.
(Tirmizi, Fezail-Kur'an 18)
 
 
Allah birinci safı dolduranlara rahmet eder; melekler de onlar için dua eder. Safları doldurmak için atılan bir adımdan Allah rızasına daha yakın başka bir adım yoktur.
(Ebu Davud, Salat 45
 
 
Cemaatle beraber olun. Tefrikadan ve bölünmeden şiddetle kaçının. Çünkü şeytan bir araya gelmiş olan iki kişiden uzak olduğu halde tek başına kalanla beraberdir. Kim Cennetin en güzel yerini istiyorsa, cemaatle beraber olsun.
Kimi, yapmış olduğu iyilikleri sevindiriyor ve kötülükleri üzüyorsa, işte olgun mü'min odur.
(Tirmizi, Fiten 9)
 
 
Haramlardan sakın ki, insanlar arasında en çok ibadet eden biri olasın. Kısmetine razı ol ki, insanların en zengini olasın. Komşularına iyi davran ki, tam bir mümin olasın.
Kendin için arzuladığını insanlar için de iste ki, tam bir Müslüman olasın. Çok gülme! Çünkü çok gülmek kalbi katılaştırır, karartır.
(Tirmizi, Zühd 2)
 
 
Halkın arasına girip, sıkıntılara sabreden müminin sevabı,
onların arasına girmeyen ve sıkıntılara sabretmeyen müminin sevabından daha fazladır.
(İbni Mace, Fiten 23)
 
 
Her kim, hiçbir şeyi Allah'a ortak koşmadan, tam bir ihlas ile O'nun birliğine inanarak, O'na ibadet ederek, namazı dosdoğru kıldığı ve zekatı verdiği halde dünyadan ayrılırsa, Allah kendisinden razı olarak ölmüş olur.
(İbni Mace, Mukaddime 9)
 
 
Kim bizim namazımızı kılar, bizim kıblemize yönelir, bizim kestiğimizi yerse işte o, Müslümandır.
(Buhari, Salat 28)